Filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Filmler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Aralık 2013 Salı

Gravity "Yerçekimi"

Eşimle beraber yaklaşık 1,5 ay önce sinemada bayıla bayıla izlediğim bir film. Hakkında yorum yazmak için niye bu kadar bekledim ben de bilmiyorum. Ne demişler geç olsun güç olmasın :) Sinemaya genelde imax 3d filmleri izlemek için giderim, bu filmin de imax inin çıkması, hakkında çok fazla araştırma yapmadan gitme kararı vermemi sağladı :) (İyi ki de gitmişim)


En arkanın ortasında (en sevdiğim sinema ve en sevdiğim yer demeyin keyfime) izlemeye başladığım film ilk dakikasından itibaren görsel efektlerinin kalitesiyle beni içine almayı başardı. 3D çekimindeki başarının da hakkını vermek lazım, Avatar'dan sonra izlediğim en iyi 3 boyutlu filmdi.
Konusuna gelecek olursak Amerikan uydularından birinin kontrolü yapılırken, Rus uydularından bir tanesi parçalanıyor. Bu parçalanma sonucunda felaketler üst üste geliyor. Uzayda çaresiz durumda kalan 2 astronot dünyaya dönme çabaları sergilerken, yaşadıkları aksilikler seyirciyi nefessiz bırakıyor.


Başrol oyuncularına gelince, Oceans serisinin ünlü aktörü George Clooney ve The Heat filminin de başrol oyuncusu olan Sandra Bullock muhteşem oyunculuklarıyla göz dolduruyor.

Bana göre, 2013 yılında izlediğim en başarılı görsel efekt, 3d çekim ve oyunculuğun sergilendiği film olduğunu söyleyebilirim. Bu saydıklarımdan herhangi biri eksik olsaydı, merak ve gerilimi seyirciye sonuna kadar yaşatmak yerine sıkıcı, bitse de gitsek tarzında olurdu. İzleyecek kişilere önerim, filmi 3 boyutlu izleyemeyecekseniz, dünyanın uzaydan 3 boyutlu görünümü, parçalanan uydunun yüzünüze çarparcasına gelişi gibi muhteşem sahneleri kaçıracağınız için hiç izlememeniz ya da büyük beklentilere girmemeniz olacaktır.

21 Aralık 2013 Cumartesi

The East - "Doğu (Gizli Dünya)"

Filmin ilk dakikasından itibaren dünya düzenine, insanlara derin mesajlar içererek başlaması, bana ikinci dakikasında bu filmi keyifle izleyebilirim dedirtti. İlk 10 dakikası biraz durağan, konuya giriş içeren devamında ise mısırınızı yerken gözünüzü filmden ayıramayacağınız derecede güzel ilerliyor.


Konusuna gelecek olursak The East adında bir örgüt (kimine göre terörist bir grup), doğaya zarar veren, insanların sağlığıyla oynayarak para kazanan firmaların yöneticilerini, sahiplerini hedef alıyor. Bu insanları kimi zaman ürettikleri ilaca maruz bırakarak, kimi zaman da fabrika atıklarıyla kirlettikleri göle girmelerine zorlayarak neden oldukları felaketi yaşamalarını sağlıyorlar. Filmdeki tabiriyle gözünü para hırsı bürümüş insanlara sabotaj düzenliyorlar. Hani insan izlerken içinden "sen misin insan sağlığıyla oynayan, oh olsun az bile sana" demiyor değil. Tabi bizim iyi kalpli East grubumuzun sabotajları para babalarını rahatsız ediyor. Bu insanların korkularından beslenen özel bir güvenlik şirketi örgütün içine sızmak ve çökertmek için bir ajanını görevlendiriyor. İşte bu ajan, esas kızımız ve aynı zamanda filmin yazarı olan Brit Marling'dir. The East örgütünün başında yer alan, zengin bir ailenin çocuğu olan ama paradan kendini soyutlayan esas oğlanımız ise True Blood dizisinden tanıdığımız Alexandar Skarsgard'dır.


Devamı ve detayları için ise izlemenizi tavsiye ederim :)